BORALTAN KÖPRÜSÜ HİKAYESİ VE DEĞİŞMEYEN CHP

  • 30.04.2015 00:00

 CHP’nin seçim bildirgesi, sözde emekçinin, mazlumun yanında gibi görünen gayet demokratik talepler gibi okunsa da, mizaha konu olacak biçimde kaynağın odağını gösteremediği gibi , hem IMF reçetelerine mahkumiyeti özleyen CHP için çıkış (!) olarak görünen çözümünü biz emekliler, ev kadınları asla istemiyoruz, hem de kaşıkla verilenin kepçeye alındığı günleri henüz unutmadık zira.

Suriyeli mülteciler üzerinden çözüm önerisi de, bize  tek parti dönemi CHP sini hatırlattı tabi ki. Kılıçdaroğlu buyuruyor: “Herkes , kendi memleketinde daha mutludur.” Kılıçdaroğlu;Suriye’dekisavaştan kaçan insanları, “Türkiye’de tatile gelmişken hadi bari yerleşelim buraya.” diyen insanlar sanıyor ve trajikomikleşiyor bu faşizan tutumu ile.

Hikaye CHP için yeni bir hikaye değil, genlerinde var olan faşizmle alakalı bir durum bu. Neydi hikaye?

Stalin zulmünden Türkiye’ye  göç eden Azeri soydaşlarımızla ilgili bu hikaye:

1944 yılında Orta Asya, Sovyet Rusya’sı tarafından işgal edilmiş ve komünist sisteme karşı koymak için atılan en ufak adımın bile önüne geçilmek istenmiştir. Bu baskıdan kaçarak kendileri için “anayurt” olarak gördükleri Türkiye’ye sığınmak isteyen 146 tane Azerbaycan Türkü soydaşımız, Iğdır’daki sınır kapısına yakın yerdeki Aras Nehri üzerindeki Boraltan Köprüsü‘nü geçmiş ve hürriyete kavuşmanın sevinciyle Türk sınır karakoluna sığınmışlardır.

Bu yıllar Türkiye’de “Milli Şef” * döneminin yaşandığı dönemdir. 146 tutsak Azerbaycanlı soydaşımızın Türkiye’ye sığındığını duyan Sovyetler hükümeti, bu kişilerin derhal SSCB’ye iadesini istemişlerdir. Türkiye’ye sığınan soydaşlarımız, kuşkusuz kendilerinin azılı Rus askerlerine geri verileceğine olasılık bile vermemektedirler. Çünkü kardeşlerinin, anayurttaki soydaşlarının yanına gelmişler ve kendilerini hiç olmadığı kadar güvende hissetmişlerdir. Fakat Milli Şef‘in Türklüğe ve Türk’e olan düşmanlığı, burada da devreye girerek akıllarda olmayan olasılığın Türk’ü adeta bir soykırıma sürüklemeye yetmiştir.

Sovyetler’den gelen istek üzerine karakoldaki askerler panik içinde Ankara ile temasa geçiyor ve Türkiye’ye sığınan soydaşlarımızın geri verilip verilmeyeceği ile ilgili bilgi almak istiyor. Hem Türk askerleri hem de sığınan kandaşlarımız öz yurtlarının böyle vatan sevdalısı kardeşlerimize kucak açacağından emin bir şekilde Ankara’dan gelecek yanıtı bekliyorlar. Ankara’dan gelen yanıt, herkesin tüylerini ürpertiyor:

– “Esirleri derhal iade edin!“

Bu korkunç yanıt, herkeste bir korku ve şaşkınlık uyandırıyor ve Ankara’nın cevabı tekrar isteniyor. Fakat sonuç aynı: “Ülkelerine iade edin!“

Ruslara zorlukla teslim olan 146 Türk evladı, hemen elleri ayakları bağlanarak oracıkta, Türk askerlerinin gözleri önünde kurşuna dizilerek öldürülüyor!

Bu trajik anı , “Suriyeli mültecileri ülkelerine göndereceğiz!” diyen Kılıçdaroğlu’nu İsmet İnönü’den farklı kılıyor mu?

Faşizm bildirgesini, demokrasi bildirgesi gibi sunan CHP ‘yi MİLLET iyi tanıyor, O,VATANDAŞA hitap etsin(!)

Hani yine iyi bilinen CHP hikayelerindendir bu da..Halk,  plajlara akın etti;, VATANDAŞ denize  giremiyor.”

Milli Şef İnönü döneminde emir-komuta zinciri içinde İstanbul valiliği yapan Prof. Dr. Fahrettin Kerim Gökay'a atfedilen bir replik vardır...

İstanbul'da "halk"a karşı mütemadiyen "adam adama markaj" uygulayan; ancak bir keresinde "halkı zapturapt altına alamayınca" çok fena bozulan ve apar topar "devletten" yardım isteyen Vali Gökay, Ankara'ya çektiği telgrafla "ortaya çıkan endişe verici durumu" şöyle rapor etmişti

"Halk plajlara hücum etti, vatandaş denize giremiyor!"

Size kolay gelsin CHP ve ittifak yapacağı söylenen HDP…Halk bildiğini okuyacak, siz VATANDAŞ için çalışın…

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.